hikaye arama sonuçları
Feast’in kelime anlamı “ziyafet”, başarısının anlamı güvenilir olmak.
Evinizin sofrasına kimleri davet ettiğinizi bir düşünün… Aileniz, dostlarınız, aslında sevdikleriniz… O sofraya oturabilen herkesin sizin için bir değeri, hayatınıza kattığı bir anlam vardır.
Sofranıza konuk olmamızın da bizim için büyük bir anlamı var. Feast ürünlerinin, tarladan sofraya geliş hikayesi önce tohumdan başlar. Katkısız, GDO’suz tohum bereketli toprakla buluşur, modern tarım teknikleri kullanılarak yetiştirilir, işin ustaları tarafından ekimden hasata tüm süreç özenle takip edilir. Hasat zamanı geldiğinde, birçok kontrolden ve testten geçer.

Mahsulun toplandığı tarlalar, Feast tesisinin yanı başında olduğundan dondurulma işleminde hiç vakit kaybedilmez, böylece besin değerleri korunur.

Ürünler paketine girdikten sonra yine kontrolden geçerler, seyahat edecekleri özel kutulara özenle yerleştirilir ve yola çıkarlar.
Hepsi marketlerdeki yerini alır.
Nihayet, ilk günkü tazeliği ve lezzeti ile sizinle aynı sofrada buluşur, asıl o zaman “ziyafet” olur.
Ispanak… O bir Hollywood yıldızı!
Ispanak, vitamin, mineral ve lif açısından oldukça zengin ve mutlaka tüketilmesi gereken bir sebze… Üstelik kendisi dünyaca ünlü bir film yıldızı…
Kaslı kolları, koskoca ıspanak konservesini tek eliyle açışı, Safinaz’a olan aşkı, Kabasakal ile girdiği mücadele… Elbette Temel Reis’ten söz ediyoruz. Bilmeyeniniz yoktur. Çizgi film, 1930’ların başında yayınlanmaya başlamasına rağmen, 90’larda bile popülerliğini sürdürdü. Hatta çizgi filmin yayınlandığı dönemlerde Amerika’daki ıspanak tüketimi üç katına çıktı. Çocuk aklımızla bile ıspanaktaki demir oranının çok yüksek olduğunu beynimize kazıdık.

Peki, sonra ne oldu?

Tıpkı canımız gibi sevdiğimiz Plüton’un bir gezegen olmadığını söyleyen bilim adamları gibi, birileri çıktı ve “ıspanaktaki demir oranını yanlış hesaplamışız, o kadar da yüksek değilmiş” dediler. Ne değişti? Ya da ıspanak ve Temel Reis popüleritesini kaybetti mi? Elbette hayır. Çocukluk aşkımız ıspanağı, ondalık hesaplamalarda yapılan bir hata sonucu terk edecek değiliz. Ayrıca, içindeki vitamin, mineral ve yüksek lif oranıyla sağlığımıza fazlasıyla katkısı var.

Gerisini Hollywood düşünsün
İnsanoğluyla tanışmak için Amerika’nın keşfini bekledi. Mısırın hikâyesi...
Haşlanmışı, patlaması, lapası, çorbası... Salatada, kumpirde, pizzada, bardakta... Kaşık kaşık, hapur hupur yediğimiz, çok sevdiğimiz mısırın doğuş hikâyesini kesin olarak bilemiyoruz ama sahneye ilk çıktığı zamanı size biraz anlatalım istedik.
Anavatanının Güney Amerika olduğu tahmin edilen mısır, 15. yüzyılda Amerika kıtası keşfedilene kadar henüz kimse tarafından bilinmiyordu. O kadar bereketli bir üründü ki, püskülleri ve koçanı ilaç yerine geçiyordu, taneleriyle de doyurucu ve enerji veren yemekler yapılıyordu ayrıca yağ yapımında kullanılıyordu.

Ünü gittikçe yayılan mısırın artık dünyaya açılma vakti gelmişti. 16. yüzyılda Avrupa ona kapılarını açtı. Orada da çok sevildi. Dünyanın birçok yerinde temel gıda olarak üst sıralarda yerini aldı. Elbette ülkemize de geldi. Aradan yüzyıllar geçti, bizim mısıra olan sevgimiz katlanarak arttı. Bardakta kaşık kaşık yemeye, salatalara, makarnalara ve pizzalarımıza kattığı lezzete ülkece bayıldık.

Bu kadar bahsettik. Şöyle güzel bir tarif vermeden bırakmayız.
Malzemeler
250 gr Feast Tatlı Mısır
1 su bardağı un
1 tatlı kaşığı kabartma tozu
1 adet yumurta
1 çay kaşığı kimyon
1 çay kaşığı kişniş
1 adet ince kıyılmış taze soğan
1 çay kaşığı tuz
1 çay kaşığı karabiber
Feast’ten Pişirme ve Servis Önerisi
  • 1 paket Feast Tatlı Mısır’ın yarısını aldıktan sonra mısırları çatalla iyice ezin.
  • Tüm malzemeyi bir kapta harmanlayıp yoğurun.
  • Kızgın yağa bir yemek kaşığı ile bırakarak, her iki tarafını kızartın.
I love taze fasulye!
Colomb’un Amerika’yı keşfinden sonra varlığından haberdar olunan taze fasulyenin original adı, Phaseolus vulgaris’tir.
Bizim tanıdığımız adıyla da Fasulya… Yazılı belgelere göre; günümüzde en sevilen baklagil olmasına rağmen, diğer baklagillere göre menülerimize daha geç girmiştir. Bunun iki sebebi olduğu düşülmektedir; birincisi fasulyenin anavatanının okyanus ötesinde olması, diğeri ise Türklerin taze fasulyeyi ilk zamanlar çok da sevememesidir. Daha doğrusu; ona lezzet katmanın yolları da henüz keşfedilmeyi beklemektedir.

Bir rivayete göre; taze fasulye Türkiye topraklarında ekilmeye başlandığında onu haşlayıp yemek çok keyifsiz ve tatsız geliyormuş. Köylüler buna çözüm ararken, hemen yanı başına domates de ekmeye başlamışlar. Sonra domatesi ve taze fasulyeyi aynı tencerede buluşturmuşlar. Ortaya; menülerimize damga vuracak, soframızda her daim yeri olacak bir lezzet çıkmış. Gel de sevme taze fasulyeyi...
Malzemeler
1 paket FEAST TAZE FASULYE
1 tatlı kaşığı tuz
1 tatlı kaşığı pul biber
1 çay kaşığı karabiber
2 adet yumurta
Yarım su bardağı rendelenmiş parmesan peyniri
1 su bardağı mısır unu
4 yemek kaşığı zeytinyağı
Feast’ten Pişirme ve Servis Önerisi
  • Taze fasulyeyi 30 dakika haşlayın, süzdükten sonra soğumaya bırakın.
  • Soğuyan fasulyenin üzerine tuz ve baharatları ekleyip iyice harmanlayın.
  • Yumurtayı iyice çırpın, parmesan peynirini ilave edip fasulyenin üzerine dökün.
  • Mısır ununu azar azar ilave ederek tüm malzemeyi harmanlayın.
  • Zeytinyağını teflon tavaya döküp tavayı iyice ısıtın, fasulyeleri hiç boşluk kalmayacak şekilde tavaya dizin.
  • Her iki tarafı da kızarıncaya kadar pişirin.
Çok yönlü, pek ünlü meyve: Vişne
Senenin trend rengi “vişne çürüğü” oluyor, tasarımcılar yıl boyu yarışıyor. Yaz yaklaşıyor, vişne desenli çantalar, tokalar, mobilyalar moda oluyor. Çehov’un Vişne Bahçeleri “perde” deyince, kapalı gişe oynuyor. Şiirlere konu oluyor, bir ressamın tablosuna anlam katıyor. Tatlılara giriyor, reçeli, hoşafı, likörü yapılıyor, dolmalarda şaşırtıyor, etin sosunda efsaneye dönüşüyor. Hâl böyle olunca, onu daha yakından tanımak, hikâyesini öğrenmek şart oluyor.

Pek çok kaynak, vişnenin anavatanını Hazar Denizi ve Kuzey Anadolu Dağları arasındaki bölge olarak gösteriyor. İran’ın kuzeyi ve Türkmenistan arasındaki bölgeden, Avrupa’ya yayıldığı söyleniyor.

Dört yaşında meyve vermeye başlayan vişne ağacı, 50 yıla kadar yaşayabiliyor. Meyve vermeden önce çiçeklendiği hali, insanı doğaya binlerce kez yeniden hayran bırakıyor. O nasıl bir güzellik!

Kalorisi çok az, A vitamini oldukça zengin. Eski insanlar biliyormuş işi; vişneyi her yemeğin içine katma âdetinin İran’dan başladığı sanılıyor ve etkisi Osmanlı’ya kadar geliyor. Osmanlı mutfağında vişne kebabı ve vişneli yaprak sarma, padişahlar tarafından inanılmaz bir talep görüyor. Et yemeğe çok düşkün kişiler için gut hastalığını önlemeye de yardımcı oluyor. Cildi nemlendiriyor, kansızlığı önlüyor.

“Meyve yemeğe katılır mı ayol!” diyenlere inat, yemek tariflerinde vişneye olan hayranlık çığ gibi büyüyor. Gelenekselleşmiş vişneli yaprak sarma tarifi de bizden olsun öyleyse… İyi ki varsın vişne!
Malzemeler
3 yemek kaşığı FEAST TATLI KÜP SOĞAN
1 kutu FEAST VİŞNE
1 su bardağı pilavlık pirinç
Yarım çay bardağı vişne suyu
1 yemek kaşığı çam fıstığı
1 çay bardağı zeytinyağı
Asma yaprağı
1 tatlı kaşığı tuz
1 çay kaşığı toz şeker
1/2 çay kaşığı karabiber
Sıcak su
Feast’ten Pişirme ve Servis Önerisi
  • Taze asma yaprağı kullanıyorsanız bol suda yıkayıp her iki tarafı da sararıncaya kadar haşlayıp süzün. Salamura yaprak kullanıyorsanız tuzunu almak için bol su ile yıkayıp 2-3 dakika haşlayın.
  • Kuru soğanı zeytinyağında kavurun, çam fıstığını ekleyip kavurmaya devam edin, renkleri değişmeye başlayınca ocaktan alın. Pirinçleri yıkayıp süzdükten sonra tencereye alın, vişne suyunu ilave edip kısık ateşte 5 dakika pişirin. Pirinç hazır olunca tüm malzemeyi bir araya getirip karıştırın.
  • Her bir asma yaprağının içine 1 tatlı kaşığı dolma harcı bir adet vişne koyarak dolmalarınızı sarın. Tencerenizin dibine asma yaprağı serip, sardığınız dolmaları dizin.
  • Sarmaların üzerine vişne koyup asma yaprağı ile örtün, üzerine zeytinyağı gezdirin. Ağırlık yapması için bir tabak kapatıp sarmaların kenarlarından görünecek kadar sıcak su ekleyip kısık ateşte 30 dakika pişirin.
;